Uzmanlara göre oyun, modern yaşamın yoğun temposu içinde stresi azaltırken yaşam memnuniyetini artıran güçlü bir araç olarak öne çıkıyor.

Araştırmalara göre oyun odaklı etkinliklere katılan yetişkinler, zorluklar karşısında daha esnek davranıyor, daha fazla olumlu duygu deneyimliyor ve günlük stresle daha kolay başa çıkabiliyor. Yeni Zelanda’da yapılan bir çalışma, özellikle yapılandırılmamış ve spontane oyunların hem sosyal bağları güçlendirdiğini hem de aile içi iletişimi desteklediğini gösterdi.

Yetişkinlerde oyun, çocukluktaki geleneksel oyunlardan farklı biçimlerde ortaya çıkıyor. Müzik, mizah, hikaye anlatımı, yaratıcı üretim ya da sadece keyif almak amacıyla yapılan aktiviteler de oyun deneyiminin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bir etkinliği oyun haline getiren unsurun biçimi değil, merak ve özgür katılım duygusu olduğunu vurguluyor.

Bilimsel bulgular, oyun ile zihinsel sağlık arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu da ortaya koyuyor. Oyun sırasında performans baskısından uzaklaşan bireyler, duygusal dengeyi korumada daha başarılı olurken sosyal ortamlarda empati ve iletişim becerilerinin geliştiği gözleniyor.

Araştırmalar ayrıca, kuşaklar arası oyun deneyimlerinin ilişkileri güçlendirdiğini ve yaş temelli önyargıları azalttığını ortaya koyuyor. Yetişkinler ve çocukların birlikte oynadığı ortamlarda sosyal rollerin geri planda kaldığı ve ortak eğlencenin ön plana çıktığı belirtiliyor.

Uzmanlar, şehir planlamasında da oyuna alan açılması gerektiğine dikkat çekiyor. Keşif ve hareket imkanı sunan kamusal alanların yetişkinlerin oyun davranışını teşvik edebileceği ifade edilirken, oyunun yalnızca çocuklara özgü bir etkinlik olarak görülmesinin değiştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Yeni bulgular, oyunun yaşam boyu süren bir ihtiyaç olduğunu ve yetişkinlikte yeniden tanımlanmasının bireysel mutluluk ile toplumsal bağları güçlendirebileceğini ortaya koyuyor.