Akçay, geçmiş dönemde uygulanan ekonomi politikalarını “zihinsel savrulma” olarak tanımlarken, Türkiye’nin uzun bir aradan sonra yeniden rasyonel politikalara dönüş yaptığını ifade etti. Yanlış politikaların denenebileceğini ancak esas meselenin bu politikalardan vazgeçebilmek olduğunu vurguladı.
En dikkat çeken açıklaması ise enflasyona ilişkin oldu. Akçay, mevcut politikalar uygulanmasaydı enflasyonun çok daha yüksek seviyelere çıkabileceğini belirterek, “Müdahale edilmeseydi enflasyonun yüzde 150-200 bandına ulaşması işten bile değildi” dedi.
Merkez bankacılığının büyük ölçüde beklenti yönetimine dayandığını ifade eden Akçay, bu alandaki iletişim eksikliğinin önemli bir sorun olduğunu dile getirdi. Para politikasında atılan adımların etkisinin doğru anlaşılması gerektiğini belirten Akçay, enflasyondaki düşüşün sadece mevcut rakamlarla değil, oluşabilecek risk senaryolarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Faiz politikalarına da değinen Akçay, faiz artışlarının kademeli yapılmasının bilinçli bir tercih olduğunu vurguladı. Ekonomideki aktarım mekanizmasının zayıfladığı bir dönemde sert ve ani faiz artışlarının beklenen etkiyi yaratmayacağını belirtti.
Türkiye’de ekonomi tartışmalarının en büyük sorunlarından birinin veriler yerine inançlarla hareket edilmesi olduğunu söyleyen Akçay, doğru politikaların bile bu nedenle yanlış algılanabildiğini ifade etti. Ayrıca geçmişte uygulanan düşük faiz politikalarının istenen sonuçları vermediğini, kredilerin üretim yerine döviz ve gayrimenkule yöneldiğini dile getirdi.
Akçay, Merkez Bankası’nın temel hedefinin fiyat istikrarı olduğunu vurgulayarak, para politikasının ihtiyatlı ve dengeli şekilde yürütülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.