2024 yılında örgütün oylarıyla seçilen İl Gençlik Kolları Başkanı’nın, 8 Nisan 2026 tarihinde Genel Merkez kararıyla görevden alınmasına ilişkin dikkat çeken bir basın açıklaması yapıldı.
Açıklamada, görevden alma gerekçesi olarak öne sürülen “faaliyetlerin aksadığı” iddiasının gerçeği yansıtmadığı savunuldu. Gençlik örgütlenmesine yönelik alınan kararların çeşitli baskılar nedeniyle engellendiği, yönetim iradesinin yok sayıldığı ve yapılan çalışmaların bilinçli şekilde sekteye uğratıldığı öne sürüldü.
Metinde ayrıca, İl Gençlik Kolları Başkanının parti tüzüğüne rağmen ana kademe toplantılarına davet edilmediği, gençliğin yönetim süreçlerinden dışlandığı iddia edildi. Kurultay sürecinde ve 19 Mayıs etkinliklerinde de gerekli desteğin verilmediği ifade edilerek, gençlik yapılanmasının yalnız bırakıldığı vurgulandı.
Açıklamanın devamında, görevden alma kararının usule uygun olmadığı, herhangi bir yazılı uyarı yapılmadan ve savunma alınmadan gerçekleştirildiği ileri sürüldü. Kararın arkasında siyasi nedenlerin bulunduğu iddia edilirken, seçilmiş iradenin devre dışı bırakıldığı görüşü dile getirildi.
CHP Kırklareli Gençlik Kolları Basın Yayın ve Halkla İlişkilerden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Burak Yalçın imzasıyla yayımlanan açıklamada, yaşanan sürecin sadece bir görev değişikliği olmadığı, aynı zamanda gençlik iradesine yönelik bir müdahale olduğu savunuldu.
Açıklama, kamuoyuna ve parti örgütüne çağrı ile sona ererken, sürecin takdirinin parti tabanına ve kamuoyuna bırakıldığı ifade edildi.
Açıklama şu şekilde:
“Kıymetli Kırklareli Kamuoyuna ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin Vicdanlı Örgütüne; CHP Kırklareli İl Gençlik Kolları ’ nın 22/09/2024 tarihinde örgütün hür iradesiyle seçilmiş başkanı, göreve geldiği günden bu yana partiyi Kırklareli’nin her bir ilçesinde ve köyünde güçlendirmek için kararlı bir mücadele vermiştir. Ancak 08/04/2026 tarihinde Genel Merkez tarafından alınan bir kararla görevden el çektirilmiştir. Bugün gelinen noktada, sadece bir görevden alınma hikayesi değil; sistematik olarak engellenen bir emeğin ve iradenin savunulması zorunluluğu doğmuştur. Görevden alınma gerekçesinde sunulan "faaliyetlerin aksadığı" iddiası, somut gerçeklerle taban tabana zıttır: Gençlik örgütlenmesini canlandırmak adına aldığı yönetim kurulu kararları, yerel siyasi aktörlerin baskısıyla Genel Merkez tarafından bloke edilmiştir. Kendi kadrosuyla yapmak istediği hamlelerin önüne set çekilmiş; iradesi yok sayılarak aldığı kararların aksine paralel atamalar yapılmıştır. Kırklareli gençliğini ayağa kaldırma çabaları, bizzat kendisinden "aktif çalışma" beklediğini iddia edenlertarafından akamete uğratılmıştır. Faaliyetlerin aksaması bir yana, bizzat Ana Kademe İl Başkanı tarafından çalışma alanı daraltılmış ve örgüt hukuku yok sayılmıştır: Parti tüzüğü uyarınca Ana Kademe toplantılarının doğal üyesi olmasına rağmen, görev süresi boyunca hiçbir toplantıya davet edilmemiş; gençliğin sesi yönetim masasında bilinçli olarak susturulmuştur. Faaliyetlerin aksadığını iddia edenlere sormak gerekir: Kırklareli gençliği Ankara yollarına düşerken neredeydiniz? Kurultay sürecinde şehrin siyasi figürlerinden destek bulamayan Gençlik Kolları Başkanı, Kurultay yoluna Genel Merkez imkanlarıyla çıkmak zorunda kalmıştır. 19 Mayıs Gençlik Yürüyüşü için kendi şehrinde bir otobüs dahi bulmasına imkan tanınmamış; Kırklareli gençliğini Atasının huzuruna götürebilmek için çevre illerdeki hayırseverlerden destek istemek durumunda bırakılmıştır. Kendi şehrinde sahipsiz bırakılan ancak mücadelesinden vazgeçmeyen bir başkanı"çalışmamakla" suçlamak, en hafiftabiriyle siyasi bir vefasızlıktır. Hakkında tek bir yazılı uyarı yapılmadan, bir kez bile savunması istenmeden alınan bu karar; usulen sakat, vicdanen yaralıdır. 1,5 yıllık görev süresince Marmara Bölge MYK’ sının şehre yalnızca bir kez uğramış olması, bu tasfiye operasyonunu yürütenlerin Kırklareli gerçeklerinden ne kadar uzak olduklarının en somut belgesidir. Bu görevden alınmanın gerçek sebebi çalışmalardaki eksiklik değil; seçilmiş başkanın herhangi bir "siyasi abinin" veya yerel bir "ekibin" güdümüne girmeyi reddetmesidir. Ana Kademe İl Başkanı ve Milletvekilinin, gençliği kendi siyasi ikballerine birer "arka bahçe" yapma arzusu, seçilmiş iradenin gaspıyla sonuçlanmıştır. İstanbul’da iradeyi savunanların, Kırklareli’de seçilmiş gençlerin iradesine "kayyum" zihniyetiyle müdahale etmesi büyük bir samimiyetsizliktir. Kimsenin "Adamı"Olmadı,Olmayacak! O, sırtını şahıslara değil; Atatürk ilke ve inkılaplarına ve bu partinin hür iradeli genç üyelerine dayamıştır. Birilerinin "ekibi" olmadığı için bugün tasfiye ediliyor olabilir; ancak Cumhuriyet Halk Partisi’ nin öz evladı olma onurunu kimse elinden alamayacaktır. Kırklareli örgütü; kimlerin gençliğin önünü açtığını, kimlerin ise kendi koltukları için gençliğin iradesini çiğnediğini net bir şekilde görmektedir. Bu bir son değil; liyakatin, emeğin ve tam bağımsız gençliğin mücadelesinin ilk günüdür. Kırklareli örgütünün vicdanı, kimin çalışıp kimin masa başında operasyon yürüttüğünü çok iyi bilmektedir. Takdiri büyükCumhuriyetHalk Partisi ailemize ve halkımıza bırakıyorum. Saygılarımla. Burak Yalçın.”